'Türkiye' kelimesi "
Bilimadamları ve araştırmacılar Türkiye kelimesinin İtalyancadan geldiğini kabul ederler. Prof. Dr. İlber Ortaylı bir makalesinde Cenevizlı ve Venedikli tüccar ve diplomatların, 12. yüzyılda, Türkiye'yi Turchia ve Turmenia olarak tanımladıklarını belirtir. Ayrıca, Türkiye adı ilk defa 1190'da bir yazılı kaynakta, haçlı seferi vekayinamesinde geçmektedir.
Prof. Dr. Abdulhaluk Çay ise Turchia tanımını çok daha gerilere götürür ve Turchia tabirine ilk defa 6. yüzyılda Bizans kaynaklarında rastlandığını belirtir ve şöyle der "Bu tabir 9. ve 10. yüzyıllarda İdil/Volga nehrinden Orta Avrupaya kadar uzanan saha için kullanılmıştır." Bu kulanımın Kafkasya bölgesinde Hazar Kağanlığı için Doğu Türkiyesi, Arpad hanedanının kurduğu Macar Devleti için Batı Türkiyesi şeklinde olduğunu ve aynı tabirin 12. yüzyıldan itibaren Anadolu için kullanıldığını belirtir. Tarihte 13-14. yy.da Mısır Memlükleri de Türkiye adını kullanmışlardı: ed-devletüt Türkiya (1250-1387). Batılar, Turchia halkına hiçbir zaman Türkiyeli demeyip, Türk(Turc) demişlerdir.
Osmanlı devletinde, 19. yüzyıla kadar Türkiye adı kullanılmadı, devleti Osmaniye, Memaliki Şahane, Diyarı Rum adları kullanıldı. Daha sonra, Genç Osmanlılar arasında Osmaniye yerine Türkistan, Türkeli, Türkili gibi adlar önerildiyse de, Orta Asya'da Türkistan adlı bir devlet olduğundan bu benimsenmedi. Anayasada (1921) Türkiye adı yazıldı ve 1923'de Türkiye adı resmi olarak kabul edildi.
Tarih
Türk TarihiAna maddeler: Türk tarihi ve Tarihi ve Çağdaş Türk devletleri
Türklerin tarihsel seyri günümüzden geçmişe şöyledir;
Osmanlı İmparatorluğu
Türk Beylikleri
Anadolu Selçuklu Devleti
İlk Türk Beylikleri
İlhanlı Devleti
Harzemşahlar Devleti
Büyük Selçuklu Devleti
Karahanlı Devleti
Uygur Devleti
Göktürk Devleti
Hun Devleti
Büyükdere Devleti
Türk tarihi
Tarihî ve Çağdaş Türk devletleri
İmparatorluklar
16 Büyük Türk Devleti
Büyük Hun İmparatorluğu M.Ö. 204 - M.S. 216
Batı Hun İmparatorluğu M.Ö. 40 - 216
Avrupa Hun İmparatorluğu 375 - 454
Ak Hun İmparatorluğu 420 - 562
Göktürk İmparatorluğu 552 - 743
Avrupa Avar İmparatorluğu 565 – 803
Hazar İmparatorluğu 651 – 983
Uygur Devleti 744 – 1335
Karahanlı Devleti 840 – 1212
Gazneliler Devleti 963 – 1183
Büyük Selçuklu Devleti 1040 – 1157
Harzemşahlar Devleti 1157 – 1231
Altınordu Devleti 1227 – 1502
Osmanlı İmparatorluğu 1299 – 1922
Timur İmparatorluğu 1370 – 1507
Babür İmparatorluğu 1526 – 1858
Diğer İmparatorluklar
Saka İskit Devleti M.Ö. 7 – M.Ö. 2
Doğu Göktürk İmparatorluğu 582 - 630
Batı Göktürk İmparatorluğu 582 - 630
İkinci Göktürk İmparatorluğu 681 - 744
Eyyubiler Devleti 1171 - 1348
Delhi Türk Sultanlığı 1206 - 1413
Çağatay Devleti 1227 - 1370
Mısır Memlük Devleti 1250 - 1517
İlhanlılar 1256 – 1336
Safeviler 1501 - 1722
Devletler
Çu Devleti M.Ö. 1050 - 249
Kuzey Hun Devleti 48 - 156
Güney Hun Devleti 48 - 216
Asya Avar Devleti 216 - 552
Birinci Chao Hun Devleti 304 - 329
İkinci Chao Hun Devleti 328 - 352
Tabgaç Devleti 386 - 557
Kuzey Liang Hun Devleti 401 - 439
Hsia Hun Devleti 407 - 431
Lov-lan Hun Devleti 442 - 460
Doğu Tabgaç Devleti 534 - 557
Batı Tabgaç Devleti 534 - 557
Dokuz Oğuz Devleti ? - ?
Otuz Oğuz Devleti ? - ?
Onogur Devleti ? - ?
Türgiş Devleti 717 - 766
Karluk Devleti 766 - 1215
Kırgız Devleti 840 - 1207
Tolunğulları 868 - 905
Macarlar Devleti 896 - 955
Kansu Uygur Devleti 905 - 1226
Liang Şa-t'o Türk Devleti 907 - 923
Doğu Türkistan Turfan- Uygur Devleti 911 - 1368
Tana Şa-t'o Türk Devleti 923 - 936
Akşitler 935 - 969
Tsin Şa-t'o Türk Devleti 937 - 946
Oğuz Yabgu Devleti ? - 1000
Doğu Karahanlı Devleti 1042 - 1211
Batı Karahanlı Devleti 1042 - 1212
Fergana Karahanlı Devleti 1042 - 1212
Suriye Selçuklu Devleti 1092 - 1117
Kirman Selçuklu Devleti 1092 - 1187
Türkiye Selçuklu Devleti 1092 - 1307
Irak Selçuklu Devleti 1157 - 1194
Basaraba Türk Devleti 1330 - 1360
Akkoyunlu Devleti 1350 - 1507
Karakoyunlu Devleti 1380 - 1469
Anadolu Beylikleri
Mengüçlü Beyliği 1072 - 1277
Çaka Beyliği 1081 - 1098
Dilmaçoğulları Beyliği 1085 - 1192
Çubukoğulları Beyliği 1085 - 1092
Danişmendli Beyliği 1092 - 1178
Saltuklu Beyliği 1092 - 1202
İnaloğulları Beyliği 1098 - 1183
Ahlatşahlar Beyliği 1100 - 1207
Artuklu Beyliği 1102 - 1408
Erbil Beyliği 1146 - 1232
Çobanoğulları Beyliği 1227 - 1309
Karamanoğulları Beyliği 1256 - 1483
İnançoğulları Beyliği 1261 - 1368
Sâhipataoğulları Beyliği 1275 - 1342
Pervaneoğulları Beyliği 1277 - 1322
Tacettinoğulları ? - ?
Canikoğulları ? - ?
Menteşeoğulları Beyliği 1280 - 1424
Candaroğulları Beyliği 1299 - 1462
Karesioğulları Beyliği 1297 - 1360
Germiyanoğulları Beyliği 1300 - 1423
Hamitoğulları Beyliği 1301 - 1423
Saruhanoğulları Beyliği 1302 - 1410
Aydınoğulları Beyliği 1308 - 1426
Tekeoğulları Beyliği 1321 - 1390
Ramazanoğulları Beyliği 1325 - 1608
Eretna Beyliği 1335 - 1381
Dulkadıroğulları Beyliği 1339 - 1521
Dobruca Türk Beyliği 1354 - 1417
Kadı Burhaneddin Ahmed Devleti 1381-1398
Eşrefoğulları Beyliği ? – 1326
Berçemeoğulları Beyliği ? - ?
Yarluklular Beyliği ? - ?
Atabeylikler
Böriler 1117 - 1154
Zengiler 1127 - 1259
İl-Denizliler 1146 - 1225
Salgurlular 1147 - 1284
Hanlıklar
Sibir Hanlığı 515 - 576
Büyük Bulgarya Hanlığı 630 - 665
İtil Bulgar Hanlığı 665 - 1391
Peçenek Hanlığı 860 - 1091
Tuna Bulgar Hanlığı 981 - 864
Uz Hanlığı 1000 - 1068
Kuman-Kıpçak Hanlığı 1098 - 1239
Şeybani Hanlığı 1506 - 1599
Özbek Hanlığı 1428 - 1599
Kazak Hanlığı ? - ?
Kazan Hanlığı 1437 - 1552
Kırım Hanlığı 1440 - 1475
Kasım Hanlığı 1445 - 1681
Astrahan Hanlığı 1466 - 1554
Nogay Hanlığı ? - ?
Hive Hanlığı 1512 - 1920
Küçüm Sibir Hanlığı 1556 - 1600
Buhara Hanlığı 1599 - 1785
Kaşgar-Turfan Hanlığı 1800 - 1877
Hokand Hanlığı 1710 - 1876
Kırgız Hanlığı 1800 - 1876
Kazak Kırgızları Hanlığı 1800 - 1876
Türkmenistan Hanlığı 1860 - 1885
Cumhuriyetler
Batı Trakya Türk Cumhuriyeti 1913 - 1913
Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti 1918 - 1920
İdil Ural Devleti 1918 - 1919
Doğu Türkistan Cumhuriyeti 1920 - 1925, 1932 - 1934, 1944 - 1949
Tannu Tuva Halk Cumhuriyeti 1921 - 1944
Hatay Cumhuriyeti 1938 - 1939
Güney Azerbaycan Özerk Cumhuriyeti 1945 - 1946
Günümüz
Türkiye Cumhuriyeti 1923 -...
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 1983 -...
Azerbaycan Cumhuriyeti 1991 -...
Kazakistan Cumhuriyeti 1991 -...
Kırgızistan Cumhuriyeti 1991 -...
Özbekistan Cumhuriyeti 1991 -...
Türkmenistan Cumhuriyeti 1991 -...
Özerk Cumhuriyetler
Doğu Türkistan 1928 -...
Dağıstan 1991 -...
Karaçay 1991 -...
Balkar 1991 -...
Kırım Özerk Cumhuriyeti 1991 -...
Tataristan 1991 -...
Çuvaşistan 1991 -...
Başkortostan 1991 -...
Yakutistan 1991 -...
Altay 1991 -..
Hakas 1991 -...
Tuva 1991 -...
Karakalpakistan 1991 -...
Gagavuzya 1991 -...
Taymir 1991 -...
Türkler ve Anadolu
Anadolu, Büyük Selçuklu Devleti ve Anadolu Selçuklu Devleti
Asya kıtası'nın Güneybatı ucunda yer alan bir yarımada olan Anadolu uluslararası kamuoyunda kabul gören diğer isimleri Ön Asya, Küçük Asya ve Asya Minör'dür. "Küçük Asya" tabiri, aynı anlama gelen Latince Asia Minor ve Yunanca Μικρά Ασία/Mikra Asia'dan türemiştir. Anadolu kelimesi Rumcada "doğu" veya "gün doğumu" anlamına gelen Anatolia kelimesinden kaynaklanır ve tarih belgelerinde bir bölge adı olarak geçmez.
Bu coğrafyaya "Türkiye" isminin ilk olarak Roma-Cermen İmparatoru Frederick Barbarossa (1123-1190) tarafından verildiği ifade edilmektedir. Resmî kayıtlarda ise, 19. yüzyıl Büyük Britanya yazışmalarında geçer.
Anadolu'da Türk devletlerinden önce Bizans İmparatorluğu tarih sahnesinde idi. Türkler Anadolu'ya geldiklerinde Peçenek-Kıpçak-Oğuz gibi pekçok Türk boyuna mensup yoğun Türk kitlesi mevcuttu. Bu Türkler, Bizans tarafından Anadolu'ya doğudan gelen akınlardan korunmak için yerleştirilmişti. Bunun dışında Anadolu'da salgın hastalıklar ve savaşlar yüzünden nüfusu gittikçe azalan Bizans ve anadolu ahalisi bulunmaktaydı. İlber Ortaylı'ya göre; Bizans halkı ile karışım başta din olmak üzere çeşitli sebeplerle hiç olmamış ya da enaz olmuştır.
Anadolu medeniyetleri;
Hititler
Asurlular
Frigler
Lidyalılar
Urartular
İyonyalılar
Likyalilar
Bizans medeniyeti;
Türkiye Cumhuriyeti'nin tarihsel genlerinde Bizans kültürü de mevcuttur. Başta diplomatik ilişkiler olmak üzere pekçok kurum miras alınmıştır. Bizans'ın gerçek varisi Türkler'dir.
Osmanlı İmparatorluğu
Osmanlı İmparatorluğu, Islahat Fermanı ve Birinci Meşrutiyet
Ana maddeler: Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı
Meclis-i Mebusan'ın açılışı, 1876Osmanlı Devleti, Devlet-i Âliyye-i Osmaniyye (ya da Osmanlı İmparatorluğu)[1] 1299 senesinde şimdiki Türkiye Cumhuriyeti'nin Bilecik ilinin Söğüt ilçesinde, Anadolu Selçuklu Devleti zamanında Osman Bey tarafından Osmanlı Beyliği olarak kurulmuştur.
Türkiye Cumhuriyeti Tarihi
Türkiye Cumhuriyeti tarihi, Anadolu ve Atatürk Türkiyesi
Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk ve silah arkadaşları tarafından, İstiklal Savaşının kazanılması ile, 1. Dünya Savaşı'ndan yenik çıkmış ve savaşı kazanan devletlerce paylaşılmış Osmanlı İmparatorluğu'nun Anadolu ve Trakya'da kalan toprakları üzerine kurulmuştur. İstiklal Harbi, Misak-ı Milli sınırları içinde ülke bütünlüğünü korumak, ulusal egemenliğe dayalı, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak için tüm ulusca girişilen, çok cepheli bir savaştır.
Kurtuluş Savaşı'nda düşmana karşı koyan, Türk direniş örgütlenmeleri ve güçleri olan Millî Kuvvetler, Osmanlı'nın son ordusu ile Kurtuluş Savaşı milis ve gönüllülerinden oluşan Kuvayı Milliye'dir.
Kuvayi Milliye, ülkenin dört bir yanının Yunan, İngiliz, Fransız, İtalyan birliklerince ele geçirildiği, Mondros Mütarekesi ile ülkeye ağır koşulların dayatıldığı, Osmanlı ordusunun silahlarının alınıp dağıtıldığı, her şeyin bitti sanıldığı günlerde, ulusun tepkisi olarak doğan bir halk direnişidir.
12 Haziran 1919’da Havza'dan Amasya'ya gelen Mustafa Kemal Paşa buradan yayınladığı bildiri ile ülkenin içine düştüğü durumu açıklıkla saptıyor, çözümün bütün güçlerin birleşmesinden geçtiğini vurguluyordu. M.Kemal Amasya'da Anadolu ve Rumeli’de kurulan Mudafaa-i Hukuk Derneklerini birleştirme, kongreler yaparak tüm ulusun kesin kararına dayalı yeni bir yönetim kurma amacıyla Amasya Tamimi’ni hazırlamıştır.[2]
Bu tamim ulusal egemenliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması yolunda atılan ilk adımdır. Ulusun teşkilatlandırma ve mücadele yöntemleri belirginleşmiştir. Ulusal Egemenlik ve ulusal bağımsızlık fikri ilk kez ortaya atılmıştır.
8 Temmuz’da İstanbul’a görevinden ve askerlikten ayrıldığını bildirerek, Osmanlı Hükümeti ile tüm ilişkilerini sona erdiren Mustafa Kemal ertesi gün Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Erzurum Şubesi’nin başkanlığına seçildi. 23 Temmuz 1919’da Mustafa Kemal’in başkanlığında toplanan Erzurum Kongresi'nde alınan karar;
“ Ulusal sınırlar içinde vatan bir bütündür, bölünemez ”
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ilk üyeleriTürkiye Cumhuriyeti siyasi tarihi
Kuruluş Dönemi
Sevr Antlaşması
I. Dünya Savaşı
19 Mayıs 1919
Erzurum Kongresi
Sivas Kongresi
Kuvva-i Milliye
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Kurtuluş Savaşı
TBMM'nin kuruluşu
Misak-ı Milli
Lozan Antlaşması
Atatürk Dönemi ve Siyasal devrimler
Türkiye Cumhuriyeti'nin Tek Partili Dönemi
Cumhuriyet Halk Partisi
Saltanatın Kaldırılması
Cumhuriyetin İlanı
Halifeliğin Kaldırılması
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası
Şeyh Sait isyanı
Onuncu Yıl Nutku
Gençliğe Hitabı
Milli Şef; İsmet İnönü
İsmet İnönü
Köy Enstitüleri
II. Dünya Savaşı
Milli Kalkınma Partisi
Türkiye Cumhuriyeti'nin Çok Partili Dönemi
Çok partili dönem
Demokrat Parti
Adnan Menderes
27 Mayıs ihtilali
Türkiye İşçi Partisi
Suat Hayri Ürgüplü
Adalet Partisi
1970'li yıllar; Sağ-sol çatışması
12 Mart Muhtırası
Ecevit Hükümetleri
Ecevit'e suikast
Milliyetçi Cephe Hükümetleri 24 Ocak Kararları
Siyasi yasaklar; 12 Eylül 1980
12 Eylül Darbesi
Kenan Evren
Turgut Özal
Anavatan Partisi
PKK sorunu
1990'lı yıllar; Eskilerin dönüşü
Türkiye ve Avrupa Birliği kronolojisi
Demokratik Sol Parti
Sosyaldemokrat Halkçı Parti
Erdal İnönü
Tansu Çiller
Refah Partisi
Necmettin Erbakan
Milliyetçi Hareket Partisi
Ulusal direnişi oluşturmada ikinci büyük adım olan ve 4 Eylül/11 Eylül 1919 tarihinde yapılan Sivas Kongresi'nde Mustafa Kemal Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin başkanı olarak seçilerek Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın yetkili lideri haline gelmiştir.
27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelen Mustafa Kemal burasını Anadolu’daki direniş hareketinin merkezi olarak seçmiştir.
İstanbul'un işgalinden üç gün sonra, Atatürk ünlü 19 Mart 1920 tarihli bildiriyi yayımlayarak, Olağanüstü yetkiler taşıyan bir Meclisin Ankara'da toplanacağını bildirerek Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş temellerinin Ankara'da atılmasını sağladı.
Atatürk 21 Nisan'da yayınladığı ikinci bir bildiri ile, Meclis'in 23 Nisan günü toplanacağını ve açılış töreninin nasıl yapılacağını duyurdu.
TBMM, 24 Nisan 1920 günü yaptığı ikinci toplantısında Mustafa Kemal Paşa'yı (Atatürk), başkanlığa seçti. Mustafa Kemal Paşa, kendi öncülüğünde kurulan TBMM'nin başkanlığını Cumhurbaşkanı seçildiği gün olan 29 Ekim 1923 tarihine kadar sürdürdü.
Politik hayatAna maddeler: Türkiye Cumhuriyeti siyasi tarihi, Atatürk İnkılapları ve Atatürk Türkiyesi
9 Eylül 1923`te Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuş olan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk siyasi partisidir. Merkez kanatta yer alır.[3]
Başlangıçta adı "Halk Fırkası" olan parti 1924 yılındaki kurultayda adını "Cumhuriyet Halk Fırkası" olarak değiştirdi. 1927 yılında Atatürk tarafından belirlenen,"Cumhuriyetçilik", "Halkçılık", "Milliyetçilik", ve "Laiklik" ilkelerini tüzüğüne ekledi. 1935 yılındaki kurultayda daha önceki dört ilkeye Atatürk'ün kararıyla "Devletçilik" ve '"Devrimcilik" ilkeleri de eklenerek ilkeler altıya çıkarıldı ve partinin adı "Cumhuriyet Halk Partisi" oldu.
Türkiye'deki tek parti yönetiminin, bugünkü anlayış ve tanım çerçevesinde bir demokrasi olmadığı çok açıktır ancak o günlerin koşullarında tek partili cumhuriyet insan haklarına saygı ve özgürlük kriterleri açısından benzersiz bir yerdedir.
Doğu ve Orta Avrupa sağ ve sol diktatörlerin baskısı altında idi. Almanya'da Hitler İtalya'da Mussolini, İspanya'da Franko'nun faşist yönetimleri vardı. Fransa, Belçika ve İsviçre'de kadınlar en temel insan haklarından biri olan siyasal haklardan yoksun bulunuyorlardı. Yani nüfusun yarısını oluşturan kadınların seçme ve seçilme özgürlükleri yoktu.
Tek parti yönetimindeki demokrasi uygulamaları bu perspektif içinde değerlendirildiğinde ve o günün dünyası incelendiğinde bu kriterler açısından bir sıralama yaparsak Türkiye özgürlükçü tarafta yer almaktadır.
II. Dünya Savaşı'nın hemen ardından, gerek uluslararası siyasetteki gelişmeler, gerekse ülke içindeki yeni oluşumlar rejimin genel niteliğinde önemli değişiklikleri gündeme getirdi. Basında ve mecliste çok partili siyasal sistemi savunan bir anlayış oluştu. Buna CHP genel başkanı ve cumhurbaşkanı İsmet İnönü de yaptığı konuşmalarla destek verdi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin Çok Partili Dönemi1946 yılından itibaren Türk siyasi hayatının CHP dışında 2. bir partinin kurularak seçimlere çok partili olarak gidilmesi ile başlamıştır.
Çok partili hayat 1945 yılında Nuri Demirağ tarafından kurulan Milli Kalkinma Partisi ile başlamıştır. Ancak parti İsmet İnönü tarafından kapattırılmıştır. 7 Ocak 1946'da Dörtlü Takrir'e imza atanlar tarafından kurulan DP'nin parti genel başkanlığına Bayar getirildi. DP, ekonomi ve siyasette liberal düzenlemeleri savunuyordu. DP'nin kuruluşu iktidar tarafından önceleri hoş karşılanmıştır.
1950 genel seçimleri'nde Demokrat Parti galip olarak çıkmıştır. Adnan Menderes liderliğindeki DP ilk başlarda çok popülerken 1950'lerin sonlarına doğru yaşanan ekonomik sıkıntılar ve hükümetin antidemokratik uygulamaları nedeniyle sıkıntılı bir döneme girmiş ve 1960 yılında yapılan askerî darbe ile çok partili yaşam kesintiye uğramıştır. Darbe neticesinde dönemin cumhurbaşkanı Celal Bayar ve dönemin Başbakanı Adnan Menderes idama mahkûm edilmiş fakat baskılar neticesinde Celal Bayar'ın cezası müebbete çevrilirken, Adnan Menderes, Hasan Polatkan, Fatin Rüştü Zorlu idam edilmişlerdir.
Devlet biçimi
Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet yapısı
Türkiye'nin devlet biçimi cumhuriyettir. Türkiye Cumhuriyeti, Mustafa Kemal önderliğinde 1923'te kurulmuştur. Resmî dili Türkçe'dir. Laik,demokratik,sosyal bir hukuk devleti yönetim anlayışı vardır. Kuvvetler ayrımı esası vardır. Yasama işlerini Türkiye Büyük Millet Meclisi, yürütme işlerini Hükümet, yargı işlerini ise bağımsız mahkemeler yapar. Türkiye'de 1923'te cumhuriyetin ilanı ile devlet başkanı cumhurbaşkanı sıfatını almıştır. Cumhurbaşkanı devletin başı ve başkomutandır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk Milleti'nin birliğini temsil eder. Anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) (Kuruluş: 23 Nisan 1920). Türkiye Cumhuriyeti'nin yasama organıdır. Halk tarafından her 4 yılda bir yapılan seçimler ile belirlenen milletvekilleri TBMM çatısı altında yasama görevini yerine getirmek üzere kanunları belirler. TBMM ye 550 milletvekili seçilmektedir.
Başbakan, Türkiye Cumhuriyeti'nde yürütmenin başıdır. Bakanlar Kurulu'na başkanlık eder. Hükümeti ve icraatlarını yönetir. Türkiye Cumhuriyeti'nde her 5 yılda bir genel seçimle oluşan Meclis tarafından Başbakan, 5 yıl süre ile seçilir.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), 9 Eylül 1923`te Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuş olan, Türkiye'nin ilk siyasi partisidir.Atatürk zamanında merkezde bir çizgi takip ederken çok partili düzene geçişle birlikte ortanın soluna doğru kaymıştır. 1927 yılında "Cumhuriyetçilik", "Halkçılık", "Milliyetçilik", ve "Laiklik" ilkelerini tüzüğüne ekledi. 1935 yılındaki kurultayda daha önceki dört ilkeye "Devletçilik" ve '"Devrimcilik" ilkeleri de eklenerek ilkeler altıya çıkarıldı ve partinin adı "Cumhuriyet Halk Fırkası" oldu.
Dış politikaTürk devleti, Lozan Antlaşması'nı Birinci Dünya Savaşı'nın galip devletleri ile eşit şartlarda imzalamış ve milletlerarası alanda, bağımsız bir devlet olarak yerini almıştır.
Atatürk Döneminde dış politikalar
Atatürk; Yurtta Sulh, Cihanda Sulh sözü ile uluslararası ilişkilerde Türkiye Cumhuriyeti'nin resmî politikasının ne olacağını tüm dünyaya belirtmiştir. Atatürk barışçıl ancak ulus çıkarı gözeten bir dış politika izlemiş ve bunun için döneminde bölge eksenli oluşumlar sağlamaya çalışmıştır. Bunla hem ülkenin hem ekonomik ve siyasi açıdan Türkiye için önemli olan bölge ülkelerinin her alanda işbirliği yapmasını sağlayarak Batılı ülkelerin uygulamaya çalıştığı dış etkiyi kırmayı amaçlamıştır.
Türkiye ve Milletler CemiyetiTürkiye, Milletler Cemiyeti'nin kurucu üyesidir.
Sadabat Pakt ıMustafa Kemal, ölümünden bir yıl önce (8 Temmuz 1937)’de gerçekleştirdiği Sadabat Paktı ile Ortadoğu ve Kafkaslar'da İran'ı kendisine asıl muhatap olarak görmüş İran ile Türkiye'nin bölgesel işbirliği ve ortaklık antlaşması olarak Sadabat Paktı'nın imzalanmasını gerçekleştirmiştir.Türkiye, İran, Afganistan ve daha sonra Irak’ın katılmıştır. Sadabat Paktı, 2.Dünya Savaşı sonrasında hukûken yürürlükte kalmıştır ama Atatürk sonrasında unutulmuştur.
Balkan Antantı1934 de yapılan Üçüncü Balkan Konferansı' ı sonucu ortaya çıkan Antant ile birlikte, taraflardan biri Balkanlı olmayan bir devlet tarafından saldırıya uğrar ve bir Balkan devleti de saldırgana yardım ederse, diğer tarafların bu Balkanlı saldırgana karşı birlikte savaşa gireceklerine dair gizli bir protokol de imzalanmıştı.
Atatürk'ün SSCB ile ilgili öngörüsü ve Türk Dünyası1990 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Kazakistan, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan, Azerbaycan Cumhuriyetleri ortaya çıkmıştır. Rusya Federasyonu içerisinde ise Tataristan, Başkortostan, Çuvaşistan, Yakutistan, Tuva, Altay, Hakasya, Dağıstan, Taymur, Karaçay ve Balkar Özerk Cumhuriyetleri tesis edilmiştir. Moldova'da Gagauzya, Ukrayna'da Kırım Özerk Cumhuriyeti kurulmuştur. Çin Halk Cumhuriyeti'nde ise Doğu Türkistan özerk yapıya sahiptir.Türk Dünyası 250 milyonu bulan nüfusuyla Türkiye'nin sorumluluğu altındadır. Çünkü bu Atatürkün vasiyetidir:
“ Bugün Sovyetler Birliği dostumuzdur, müttefikimizdir. Bu dostluğa ihtiyacımız vardır. Fakat yarın ne olacagını kimse bugünden
kestiremez. Tıpkı Osmanlı gibi, tıpkı Avusturya-Macaristan gibi parçalanabilir, ufalanabilir.Bugün elinde sımsıkı tuttuğu milletler avuçlarından kaçabilirler. Dünya yeni bir dengeye ulaşabilir. işte o zaman Türkiye ne yapacağını bilmelidir. Bizim dostumuzun idaresinde dili bir, inancı bir, özü bir kardeşlerimiz vardır. Onlara sahip çıkmaya hazır olmalıyız. Hazır olmak yalnız o günü susup beklemek değildir. Hazırlanmak lazımdir. Milletler buna nasıl hazırlanır? Manevi köprüleri sağlam tutarak. Dil bir köprüdür... İnanç bir köprüdür...Tarih bir köprüdür... Köklerimize inmeli ve olaylarin böldügü tarihimiz içinde bütünleşmeliyiz. Onlarin (soydaş Türk kardeşlerimizin) bize yaklaşmasını beklememeliyiz. Bizim onlara yaklaşmamiz gereklidir."
demiş ve bu öngörüsü ülkelerin tarihleri açısından kısa sayılabilecek bir süre sonra gerçekleşmiştir.
Atatürk'ün bu hususta bir başka vecizesi ise şöyledir:
“ Türk Birligi'nin bir gün hakikat olacagına inancım vardır. Ben görmesem bile gözlerimi dünyaya onun rüyaları içinde kapayacağım. Türk Birliği'ne inanıyorum. Onu görüyorum. Yarının tarihi yeni fasıllarını Türk Birliği ile açacak. Dünya sükununu bu fasıllar içinde bulacaktır. Türklüğün varlığı bu köhne âleme yeni ufuklar açacak. Güneş ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek. Hayatta yegâne varlığım ve servetim Türk olarak doğmamdır. ”
Atatürk Sonrası dış politika
Birleşmiş Milletler, NATO ve ABAna madde: Türkiye ve Avrupa Birliği kronolojisi
Birleşmiş Milletler, Türkiye'nin aralarında bulunduğu 51 ülkenin katılımıyla 24 Ekim 1945 tarihinde kurulmuştur. Katılın ülke sayısı zamanla artarak günümüzde bu sayı 180'i geçmiştir. Türkiye, BM'ye ilk üye olan ülkelerden biridir ve BM ile Kore, Somali, Bosna, Filistin ve Afganistana asker göndermiştir. Son olarakta Lübnan'a asker gönderme kararı almıştır.
9 Nisan 1949'da Washington Antlaşması ile kurulan NATO bir kollektif savunma örgütü olarak bilinmektedir. Kurucu antlaşmanın özellikle 3., 4., ve 5. maddeleri önemlidir. Bu maddelerle üye ülkeler, ortak savunma için yeteneklerini gelistirmeye, herhangi bir uyenin toprak butünlüğu, siyasi bagimsizlik ve guvenligi tehlikede oldugunda bir araya gelmeyi ve herhangi birine salidirildiginda bu saldırıya hepsine karsi yapilmis bir salidiri olarak kabul etmeyi taahhut etmislerdir.[6]
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişki 40 yılı aşkın bir süreye dayanır. Avrupa Ekonomik Topluluğu olarak kurulduğu yıllarda, ortaklık için başvuran Türkiye, zaman zaman duraklayan ve zorlukla ilerleyen bu ilişkiyi, müzakere aşamasına kadar sürdürmüştür.
Türkiye ve Avrupa BirliğiDP, 31 temmuz 1959'da AET'ye ortak üye olmak için topluluk konseyine başvurdu. 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesi ve Menderes, Zorlu, Polatkan'ın idamları üzerine Fransa cumhurbaşkanı De Gaulle, Türkiye'nin üyeliğinin dondurulmasını istemiştir. AT ile görüşmeler Eylül 1959-Ekim 1960'da istişari olarak başladı. Askeri darbe yüzünden görüşmeler 1960'a kadar kesildi. Türkiye, gümrük birliği hedefiyle görüşmelerde yer aldı. 1963'e kadar görüşmeler yapıldı. 12 Eylül 1963'de Ankara Anlaşması imzalandı, gümrük birliğine dayalı ve ortak üye olan Türkiye'nin tam üyeliğini amaçlayan anlaşma idi. 22 Temmuz 1970'de Katma Protokol imzalandı. Türkiye 25 Aralık 1976'da tek taraflı kararla bütün yükümlülüklerini dondurdu. 21 Eylül 1979'da iki taraf, ilişkileri 5 yıllığına dondurdu. 6 Şubat 1980'de dışişleri bakanı Hayrettin Erkmen, Türkiye'nin tam üyelik için başvuruda bulunacağını açıkladı. Ancak, 12 Eylül 1980'deki askeri darbe ile ilişkiler 6 yıl daha donduruldu. Türk parlamenterlerin üyelikleri düşürüldü. Avrupa, Türkiye'den demokrasiye dönüş takvimi uygulamasını istedi. 1986'da ilişkiler tekrar başlatıldı. 1987'de uyum anlaşması yapıldı. 18 Aralık 1989'da AT Komisyonu türkiye'nin tam üyelik başvurusu hakkındaki görüşünü açıklamış, topluluğun 1992'den önce yeni üye kabul etmeyeceğini belirtmiştir. 21 Ocak 1992'de iki taraf arasında teknik işbirliği programı imzalandı. 21 Ocak 1992'de çalışma programı Ankara'da imzalandı. 6 Mart 1995'de ortaklık konseyi kararında AB'ye Türkiye'nin gümrük birliği temelinde katılması AP'nin onay sürecine bağlandı. 2003 yılında Türkiye ile üyelik görüşmeleri başladı, ancak ucu açıklık ve hazmetme kapasitesi şartları konuldu, üyelik müzakere başlıkları 2005'de donduruldu. Papa ve Fransa, Almanya gibi kurucu üyelerin liderleri Türkiye'nin AB'ye girmesinin imkansızlığını açıkladılar.
Kıbrıs Barış HarekâtıAna madde: Kıbrıs Barış Harekâtı
Kıbrıs Barış Harekâtı, 20 Temmuz 1974 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Garanti Anlaşması'nın III. maddesine istinaden gerçekleştirdiği askerî harekâtın adıdır.
1571’de Osmanlı yönetimi Kıbrıs’ta yer aldı. Daha önce Ada’da Venedikliler egemendiler. Osmanlı yönetimi, Venedikliler’in elindeki mülkü Rum Ortodoks Kilisesi’ne aktardı. Kiliseye geniş yetkiler verdi. Böylece Rum Kilisesi’ne ve toplumuna güç geldi. Giderek bu güç Türkiye’den gelip yerleşen Türkler’e karşı kullanılacaktı.
1878’de Rusya karşısında zor durumda kalan Osmanlı, Kıbrıs’ın yönetimini geçici olarak İngiltere’ye verdi. Birinci Dünya Savaşı’nda da İngiltere, Kıbrıs’a el koydu. 1950’lerin sonlarında bağımsızlık hareketi başladı ve uluslararası anlaşmalara dayanan bir Türk-Rum Ortak Devleti kuruldu. Fakat Rumlar böyle bir Ortak Devlet’e razı olmadılar. Kıbrıs’ın tüm yönetimine kendileri el koyma yoluna gittiler; anlaşmaları, uluslararası anlaşmaları çiğneyerek ve Anayasayı çiğneyerek ve soykırımla Türkler’e saldırılarda bulunarak, Rumlar, 1963 yılında Ortak Devlet’i yıktılar.
Kıbrıs Barış Harekâtı, 20 Temmuz 1974 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Garanti Anlaşması'nın III. maddesine istinaden gerçekleştirdiği askerî harekâtın adıdır.
Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit 5 Temmuz 1974'te Türkiye, Yunanistan ve İngiltere dışişleri bakanlarının çalışmalarına başladığı ve 30 Temmuz'da sona eren I. Cenevre Konferansı konferansında Türk tarafının kabul edilen isteklerinin Kıbrıs Nikos Sampson Hükûmeti tarafından uygulanmaması sonucu, adada gelişmelerin kötüye gitmesi sebebi ile Kıbrıs Barış Harekâtı emrini vermiş ve Kıbrıs işgal edilmiştir.
Ordu VikiKaynak'ta
Türkiye ile ilgili metin bulunmaktadır.
Türk ordusunun kuruluş tarihi, Mete Han'ın M.Ö. 209'da düzenli orduya geçtiği tarih olarak alınır. Orta Asya’da başlayan uzun öykü, büyük göçlerin neden olduğu hareketlilikle tüm ana karalara yayılmıştı. Doğuda, Hun, Göktürk ve Uygur ulusları, Batıda ise 1040 yılında Oğuz kökenli Türklerin kurduğu başka bir Türk devleti Selçuklu İmparatorluğu, Türkleri dünyaya tanıtmış oldu.
Türk Silahlı Kuvvetleri nin personel mevcudu 850,000'dir.İlgili yasalara göre görevi "2000'li yıllarda, yeni güvenlik sorunlarına ve sorunlara uygun şekilde tepki göstermek, belirsizliklere karşı hazır olmak, iç ve dış tehdit ve risklere karşı ülkenin güvenliğini sağlayabilmek için;
Caydırıcılık,
Güvenlik / Harekat Ortamının Şekillendirilmesi,
Savaş Dışı Harekat (Barışı Destekleme Harekatı, Doğal Afet Yardım Harekatı ve İç Güvenlik Harekatı),
Kriz Yönetimi,
Sınırlı Güç Kullanımı,
Konvansiyonel Harp gibi faaliyetleri icra etmek"
olarak belirlenmiştir. Bu görevleri yerine getirebilmek için çok amaçlı birliklerin kurulması, sayısal fazlalık yerine teknolojik üstünlüğün kurulması, silah ve düzeneklerinin etkinliğini arttıracak teknolojik araştırmaların yapılması ve erken ikaz,darbe, elektronik harp, hava üstünlüğünün kurulması ve darbe gibi ek görevleri de yapmaktadır.[7]
Türk Silahlı Kuvvetleri,
Kara,
Deniz,
Hava Kuvvetleri,
Jandarma Genel Komutanlığı ve
Sahil Güvenlik Komutanlıklarından oluşur.
Türkiye'de her 20 yaşına gelen Türk genci askere alınır. Eğer 20 yaşına geldiği vakit okuluna devam ediyorsa askerliğini erteletir. En az 4 yıllık yüksek okul mezunları kısa dönem askerlik yaparlar.
Türk UlusuAna madde: Türkiye'de yaşayan etnik gruplar
Atatürk; Türk Ulusunu
"Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türkiye Halkı'na Türk Ulusu denir" şeklinde açıklamaktadır.
Uzaydan TürkiyeBugünkü Türk ulusunun temelleri, 20. yüzyılda gerileyen ve toprak kaybeden Osmanlı'nın kendini tanımlamasıyla ortaya çıkmıştır. 1912-13 yılında kaybedilen Balkan Savaşları sonunda Balkanlar'dan Anadolu'ya göçenlerle Türklük şuurunun gelişmesi, Türk ulusu'nun oluşmasında ilk olgudur. 1915'deki Çanakkale Savaşı ile de bugünkü Türk ulusunun karakteristik özellikleri ortaya çıkmıştır. Çanakkale Savaşı Türk ulusu'nun ne olduğunu özetleyen ikinci olgudur. Çanakkale'den sonra Kurtuluş Savaşı'nın kazanılması "Türk ulusu"nun tanımlanmasında üçüncü olgudur.
Amerikalı Türkolog Carter V. Findley, Dünya Tarihinde Türkler adlı eserinde, bugünkü Anadolu Türkleri'ni; Orta Asya steplerinde başlayan ve Ankara'da son bulan bir otobüs yolculuğuna benzetir. Otobüs Ankara'ya gelene kadar pekçok ara durakta durmuş ve bu ara duraklarda yolcuların kimileri inmiş ya da bazı yeni yolcular binmiş. Bu duraklarda Türkler pekçok kültürel etkileşime girmişler, yeni dinler tanımışlar fakat en önemli mirasları olan Türkçe'yi korumayı başarabilmişlerdir. Türkçe, Anadolu Türklerinin ve ulusunun anlamlandırılmasında temel etkenlerin başında gelmektedir. İkincisi otobüs pekçok durakta durmuş olsa da Orta Asya'da kurulan medeniyetin getirdiği sağlam kültürel birikim ve miras, kimliklerini korumak için dayanak olmuştur.
Türk ulusunun temel yapı taşını "Orta Asya Türk kültürü" oluşturur. Bunun yanında Anadolu'dan kaynaklanan medeniyetler ile İslamın getirdiği medeniyetler de Türk ulusu içinde kendine yer edinmiştir.
Sanıldığı aksine Türk ulusçuluğu, dünya'da en son gelişen "ulusçuluk hareketleri"nden birisidir. Türk milliyetçiliği Balkanlardaki ayrışmalar sonucunda ancak 20. yüzyılda kendini tanımlamaya başlamıştır. Türk edebiyatında, Türk tiyatrosunda, Türk sanat eserlerinde Batı'da olduğu gibi aşırı milliyetçi duygular, yapılanmalar görülmez. Osmanlı'dan gelen paylaşma sentezi ön plandadır.
Irkçılık veya herhangi bir unsurun diğerlerine baskı yapması anayasanın kesin hükümleriyle yasaklanmış olduğu gibi, halkta da, pek çok Batı toplumunun aksine, ırkçılık eğilimi ve alışkanlığı bulunmaz.
Türkiye'de yaşayan herkes etnik kimliğine bakılmaksızın Türk vatandaşıdır. Türk milleti ve devleti ayrılmaz bir bütündür. Herkesin etnik kimliğine saygı duyulur.
(Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre)
NüfusTürkiye'nin 2007 yılı tahmini nüfusu 75 milyondur. Kuruluş döneminde Balkan ağırlıklı olan nüfus, Anadolu vilayetlerindeki yüksek nüfus artışı nedeniyle 1980'lerden sonra Anadolu ağırlıklı olmuştur. 1985 sayımına göre Türkiye nüfusunun yüzde 10'u Trakya, yüzde 13,1'i Karadeniz, yüzde 19,4'ü Marmara ve Ege, yüzde 9,2'si Akdeniz, yüzde 7'si Batı Anadolu, yüzde 24,1'i İç Anadolu, yüzde 4,8'i Güneydoğu Anadolu Bölgesi ve yüzde 12,4'ü Doğu Anadolu'da yaşamaktadır. Nüfusun yüzde 33'ü kırsal, yüzde 67'si kentsel alanlarda bulunur.
Yaşlara göre nüfus oranı (2006):
0-14 yaş arası: %25,5 (9.133.226 erkek - 8.800.070 kız)
15-64 yaş arası: %67,7 (24.218.277 erkek - 23.456.761 kadın)
65 yaş ve üstü: %6,8 (2.198.073 erkek - 2.607.551 kadın)
Yaş ortalaması
Toplamda: 28,1 yaş
Erkek: 27,9 yaş
Kadın: 28,3 yaş
Nüfus Artışı: %1,06 (2006)
Türkiye'nin en büyük nüfusuna sahip kentleri sırayla İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Konya, Adana,Kocaeli, Eskişehir, samsun, Mersin ,ş.urfa Kayseri,manisa, Antalya,Diyarbakır ve Trabzon'dur
Kaynak :Wikipedia |